Dementieva-Henin maçı beklentileri fazlasıyla karşıladı diyebiliriz sanırım. Dementieva hakkında söyleyecek fazla bir şeyim yok. Her zamanki oyununu oynadı, ve her zamanki gibi kritik anlarda sinirlerine yeterince hakim olmadı. Bu kez çok fazla absürd çift hata yapmadı belki, ama özellikle ikinci setin ortalarından itibaren her yaptığı hatada kendine ya da bir şeylere kızarak zaten birçok alanda tüm diğer tenisçilere karşı üstünlüğü olan Henin’in bir de mental üstünlük elde etmesine vesile oldu. Yine de oynadığı oyunla, şansının biraz daha yaver gittiği bir Grand Slam’i kazanabileceği umudunu vermeye devam etti.
Tabi asıl konumuz Henin olmalı bugün. Kaldığı yerden devam ediyor diyeceğim, ama tam olarak devam etmiyor aslında. Bayan tenisinde çok fazla görmediğimiz file önü oyununu eskisinden faha fazla kullanıyor mesela. Backhand’lerinde de eskisi gibi agresif değil. Yakaladı mı öldürüyor yine ama Steffi Graf tarzı slice’larla da baya bela oldu Dementieva’nın başına. Maç final setine gitseydi, o set de muhtemelen uzun süreceği için fiziksel durumuyla ilgili daha çok fikir sahibi olabilirdik. Eğer bu konuda bir problemi yoksa, dünya 1 numarasıyken bıraktığı yerden oyun kalitesi anlamında daha geride değil. Hatta dediğim gibi daha çok vuruş çeşidi kullanıyor ve şu an olmasa da sezon sonuna doğru eskisinden daha iyi bir duruma gelmesi mümkün.
Burada hepimizin merak ettiği şey belli. Clijsters’ın yaptığını yapabilecek mi? Venus’ü çok bir tehdit olarak görmüyorum artık. Oyun ritmini çok çabuk kaybediyor ve basit hatalara başlıyor. Clijsters, Henin, Wozniacki, Dementieva gibi kortun her tarafına yetişebilen tenisçilere karşı başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Bu durumda, çok büyük sürprizleri hesaba katmadan bir değerlendirme yaptığımızda elimizde dört adet şampiyonluk adayı kalıyor. Henin, Clijsters, Serena ve Safina.
Serena tüm diğer favorilerden arındırılmış bir yol izleyecek finale kadar. Zvonareva, Ivanovic, Azarenka, Wozniacki ve Venus için de Serena’nın takılması durumunda ciddi bir final şansı anlamına geliyor bu. Normal şartlarda finalin ilk ismi belli bir nevi. Serena için US Open’da yitirdiği şeyleri geri almak adına önemli bir fırsat.
Asıl karışık mevzu da tablonun diğer tarafından kimin geleceği zaten. Safina’nın şu ana dek Grand Slam kazanmamış olması onu pek ciddiye almamamıza yol açsa dahi, her an herkesi yenebilecek bir oyuncu olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak lazım. Clijsters US Open’da şampiyon olurken Safina’yla karşılaşmaması büyük bir şanstı, keza turnuvadan kısa bir süre önce Cincinnati’de Safina karşısında varlık gösterememişti. Safina, sinirlerine hakim olmayı becerebilirse çok zorlanmadan yarı finale kadar gelecektir.
Clijsters ve Henin, çeyrek finalde karşılaşıyorlar. Ama Clijsters’ın önünde Kuznetsova, Henin’in ise Wickmayer var. Kolay olmayacak, ama takılacaklarını sanmıyorum. Henin-Clijsters maçınının sonucunu tahmin etmek zor ancak ben Henin diyeceğim. Dementieva karşısında oyunu beni ikna etti ve Clijsters’a karşı da her zaman maça 1-0 önde başlar. Brisbane’deki final maçını Clijsters kazandı belki ama Henin’in ilk turnuvasıydı ve öncelikle olaya biraz ısınmak amacındaydı. Ayrıca final setindeki tiebreak belirledi kazananı, iki tarafa da gidebilecek bir maçtı. Clijsters nasıl US Open öncesinden ve US Open’ın ilk turlarından itibaren adım adım Serena’yı alt edebilecek form düzeyine çıktıysa, Henin de benzer bir yolda ilerliyor şu an. Clijsters ise bahsini ettiğim dörtlü içerisinde belki en formda olanı ama aynı zamanda da en tok olanı. Amerika’da çok farklıydı, çok rahat ve çok konsantreydi. Burada ise ilk iki tur maçını skor olarak rahat kazansa da, rakiplerinin maçın içine girmeyi becerebildiği dönemlerde zorlandı. Sırasıyla oynayacağı Petrova ve Kuznetsova maçları daha çok fikir verecektir bu konuda.
Başlangıçtaki soruya geri dönelim şimdi. Bunu net olarak söylemese de Henin’in dönüşünde Clijsters’ın şampiyonluğunun ciddi etkisi olduğunu biliyoruz. Yani Henin de aynı şeyi yapmak istiyor. Ancak onun yolu daha zor çünkü Clijsters comeback yaparken ortalarda Henin yoktu ve Williams’ları yenmesi yetti. Oysa Henin’in önünde kendisinden önce dönmüş formda bir Clijsters, Grand Slam açlığını henüz dindirememiş ve kendini kanıtlamak için ciddi bir hırsa sahip Safina ve US Open’da aldığı kötü mağlubiyetten sonra bu turnuvayı çok ciddiye alan bir adet Williams var. Kazanmak için üçünü de yenmesi gerekebilir ki işte burada devreye Henin’in mental üstünlüğü giriyor. Daha doğrusu vaziyet eskiden böyleydi. Bu mental üstünlüğü kaybetmeye başladığı an tenisi bıraktı zaten. Ve şimdi tekrar döndüğüne göre kafasındaki problemleri halletmiş olmalı. Dementieva önünde sinirlerine çok hakimdi. Set puanı çevirdi, çok kritik oyunlar oynadı ve vuruşlarında herhangi bir tedirginlik yaşamadı. En başta belirttiğim gibi Dementieva’nın puanlara verdiği aşırı tepkilerin de yardımıyla maçın sonunu oldukça güzel getirdi.
Tabi bir de Clijsters’ın diğer tenisçileri uyandırması var. Kendisi geri dönüşünü gerçekleştirirken çok da ciddiye alınmadı belki de. Williams’lar ve Ruslar Clijsters’ı tehdit olarak görmediler. Bahis şirketleri de kendisine bol kepçe oranlar verdi hep. Oysa şimdi aynı hataya düşmeyecektir kimse. Hatta bir grand slam önce yaşananların ardından olması gerekenden daha bile ciddiye alınacak Henin.
Şanssız kura, hırslı rakipler, çok zorlu bir derbi, ezeli rakibinin başarısının yarattığı baskı gibi birçok engelin üstesinden gelmesi gerekecek kısaca. Yapar diyorum ben.