2009 FIFA Puskas Yılın Golü

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Fifa, 2008 – 2009 sezonunun en iyi 10 golünü belirlemiş, en iyiyi seçmek için anket devam ediyor. Oyunuzu bu sayfadan verbilirsiniz. Benim oyum, Bnei Yahuda’nın genç forveti Eliran Atar’ın Maccabi Netanya’ya karşı, rövaşata nasıl atılır dersini verdiği muhteşem gol. Atar, soyadını haklı çıkarır şekilde sezonu İsrail’de gol kralı olarak kapadı. (Ha oyumu verdim ama benim için 2008 – 2009′un golü Semih’in Hırvatistan’a attığı goldür, sezona dahil sayılır mı bilmem ama.)
Listede yine korkunç goller var, hepimizin hatırlayacağı. Cristiano Ronaldo’nun Porto’ya, Grafite’nin Bayern’e, Nilmar’ın Corinthians’a, Mphela’nın İspanya’ya ya da aynı maç içinde Essien ve Iniesta’nın karşılıklı attığı mükemmel goller gibi.

Tabi söz konusu liste hazırlamak olunca, eleştiri kaçınılmaz. Ben de kendimce ilk bakışta göremediğim veya youtube’da biraz gezinince hatırladığım birçok muhteşem golün listedışı kaldığını ve en iyi golü seçmenin gereksiz bir iş olduğunu gördüm. Onun yerine Fifa, atıyorum, en güzel 50 golü seçse her yıl ve bir dvd yapsa, görüntülerin arasında golü atanların veya yiyenlerin kısaca yorumları veya esprileri olsa, gelirleri de mesela Afrika’daki çocuklara top, pabuç falan olarak aktarılsa para vermez misiniz? Ben veririm.

Mesela listede Atar’ın gelişine vurduğu muhteşem bir rövaşata varken, Adebayor’un Villareal’e deplasmanda attığı rövaşata gol biraz hafif kalmış. Futbol tanrıları, beni affedin, rövaşata beğenmemezlik yapmıyorum ama Atar’ın golü de çıtayı çok yükseltiyor yahu.

Ibrahimovic’in geçen sezon, Bologna’ya attığı akrobatik karatecimsi golü mesela gözler arıyor veya Atalanta’ya attığı topuk golü mesela? Molto beeene.

Juninho’nun Barcelona’ya sol korner direğine yakın mesafeden attığı frikik golü unutabilen var mı? Ya da aynı maçın rövanşında, Nou Camp’ta Messi’nin 3-4 Lyon’luyu geçip, sonra çok sade olmasın bir de verkaça gireyim dediği gole ne dersiniz? Belki de Barcelona’nın, Bayern Münih’i sahadan sildiği eşleşmede, deplasmanda 100 pasla gelip, Bayern’in ceza sahası içinde 4 pas yapıp Keita’yla bulduğu gole ne demeli?

Geçen sezonun başında van der Vaart’ın Gijon’a attığı topuk golünü hatırlıyor musunuz?

Alkmaar’lı Dembele’nin veya Mönchengladbach’lı Baumjohann’ın rakipteki herkesi çalımlayarak attıkları golleri de izlemenizi tavsiye ederim.

Brondby’li Peter Madsen’in önce kaleci ve defans oyuncusunu yatırdığı, sonra da rabona’yla topu filelere yolladığı golü de henüz izlemeyenler, bir göz atsın ve uygun tepkiyi versin.

Şu linkteki videodan da geride bıraktığımız sezonun birçok enfes golüne bakabilirsiniz.

Ntv nin yeni Footbol Sitesi Footbo.com

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Ntv www.footbo.com adında yeni bir siteye hayat verdi.Bu site sayesinde birçok futbol meraklısı ,birçok futbol izleyicisi futbolu daha yakından takip edecek.
Futbolda Dünya Kupası’ylada şu sıralar zaten bir yoğunluk ve heyecan yaşanıyor.Aynı zamanda futbolda bir çok fanatik bu siteylede birlikte interaktif paylaşımlarda bulunacaklar.footbo.com un ilerleyen günlerde ne kadar popüler olacağını hepimiz izleyip göreceğiz.

Incoming search terms for the article:

Ah Be Caroline

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Tablonun kolay tarafından fazla enerji harcamadan Williams biraderlerin karşısına çıkması beklenen Wozniacki mâlesef bunu başaramadı. Mâlesef diyorum çünkü severiz kendisini. “Girl next door” tarzıyla WTA’nın en güzel kızlarından biridir. Fiziki görünüşleri sebebiyle Cirstea’yla birlikte Adidas’ın birkaç senedir fena hâlde üstünde durduğu Wozniacki, yakın arkadaşının aksine kortta da bir şeyler gösterebilmişti. Bu mağlubiyet bir yıkım değil tabi, şu an kadın tenisinin en iyi oyuncularının kariyerlerinin sonlarına yaklaştıklarını düşünürsek, Wozniacki’nin önünde Grand Slam kazanmak için birçok fırsat olacak.

Yalnız benim bu kızı ilk izlediğim andan itibaren kafamı kurcalayan bir durum var. Blog’umuz önemli tenis yazar ve takipçisi Benicio ile bu konuyu birçok kez tartıştık zamanında. Birkaç kez birbirimize girdik zor ayırdılar. Konu Wozniacki’nin oyun stili. US Open finaline yükselirken son derece kolay bir yol izledi ve hep kendisi gibi genç tenisçiler çıktı yoluna. İsitkrarlı, az hata yapan oyunu etkileyiciydi belki ama Wickmayer, Oudin gibi genç neslin en iyilerini yenerken aldığı puanlar hem rakiplerinin hatalarından doğdu. Yanlış anlaşılmasın defansif tenise karşı değilim, Hıncal Uluç hiç değilim, ancak henüz çok genç ve gelişmekte olan bir tenisçinin maç boyu topları karşıya atmaktan fazlasını yapmasını beklerim. En azından denemesini.

Wozniacki henüz 19 yaşında ve dünyanın 4 numarası. Kadın tenisinin içine düştüğü yıldız sıkıntısının ve istikrarlı oynayan çok az dişi tenisçi olmasının bunda payı büyük. Sharapova toparlansa mesela, Henin ve Clijsters tam olarak olayın ritmine girseler, Ivanovic ve Jankovic’in muayyen dönemleri sona erse, Williamslar ve Ruslar’ı da katsak çorbaya, Wozniacki’nin Grand Slam kazanma şansı kalır mı?

Kalır ama bir şartla. Kendine artık bir vuruş geliştirmesi gerekiyor. Na Li’ye kaybederken bugün yalnızca 3 winner’ı vardı. Çinli ise 21 winner ile maçı domine etti. Peki Na Li çok mu kuvvetli? Hayır, değil. Wozniacki’nin en hızlı servisi Na Li’ninkinden 11 km/s daha hızlı. Antrenörleri daha iyi bilir herhalde diye düşünyorum elbette ama bütün maç savunma yaparak Grand Slam kazanılır mı? Ya da büyük bir tenis yıldızı olunur mu?

Nadal’ın komple bir oyuncu hâline gelmek için nasıl uğraştığını hatırlayalım. Kendisinden Sharapova gibi anırarak forehand winner’lar atmasını beklemiyoruz maç boyu. Ama Na Li tarafından da domine edilmesin. Üste çıksın biraz artık.

Büyük Mustafa küçülüyor

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin


Yazının başlığının oynattığı futbolla, oyuncu tercihleriyle, oyuna müdaheleleriyle pek bir alâkası yok. Benim kafama takılan, Mustafa Denizli’nin CL maçlarına yaklaşımı, maç sonrası açıklamaları, verdiği yanlış umutlar.

Dün Denizli dokuzuncu CL maçını geride bıraktı. Topladığı puan sayısı 1. Hangi takımla, hangi şartlarda oynarsa oynasın, başarısızlık olduğu apaçık ortada. Ama o bunu kabul etmiyor. Bu dokuz maçın da ardından, türlü bahanelere sığınıp, puan kayıplarını dış faktörlere bağlıyor.

2001-2002 sezonunda Fenerbahçe ile puan alamazken, ilk maçın ertelenmesine takılmış, bütün maçlardan sonra bu ayarlamanın takımı nasıl etkilediğinden dem vurmuştu. Tabi Fenerbahçe’nin iyi oynamasına rağmen puan alamaması gerçeğinin de üzerine basarak.

Bu sezon da hem Man Utd maçında, hem CSKA maçında, hem de dünkü Wolfsburg maçında sahanın daha iyisi hep Beşiktaş idi, tabi Mustafa Denizli’ye göre. Hatta dünkü maçın sonunda alınan bir puanla birlikte gruptan çıkma yolunda avantajın kendilerine geçtiğini, artık diğer takımların düşünmesi gerektiğini anlatırken ne kadar da rahattı:

Grupta daha önce oynadığımız maçlar aslında bizim puansız geçeceğimiz maçlar değildi. Bugün burada Almanya şampiyonundan alınan 1 puanın ne kadar önemli olduğunu ileride grup maçları bittiğinde göreceğiz. Alınan 1 puanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Oyunun genelinde çok iyi bir performans sergiledik. Grafite’nin atılması da bize iyi geldi. Bu hem bizim önümüzü açacak 1 puan, hem rakiplerin önünü kapatacak şekilde kaybedilen 2 puan anlamına geliyor. Bizim Wolfsburg’tan puan almamız çok önemliydi, başardık. Şu anda asgari 7 puan alacağımızı düşünüyorum. 7 puan bizi Şampiyonlar Ligi’nde devam ettirecek bir puandır.

Bu noktada, Man Utd’ın 9, Wolfsburg’un 4, CSKA’nın 3, ipleri elinde bulunduran Beşiktaş’ın ise 1 puanı olduğunu hatırlatmak gerek. Önündeki iki maçı kazanması gereken Beşiktaş’ın gruptaki tek golü de bitmiş maçta CSKA’ya karşı geldi.

Bir takım kötü oynayabilir, sıfır çekebilir, teknik direktör için de bu geçerli. Önemli olan, hem saha dışında, hem saha içinde aşama kaydetmek, sonraki sezonlara yatırımını devam ettirmektir. Bu sebeple yakın geçmişte UEFA kupası kazanan CSKA, maçlarına 19 yaşındaki Necid ve Dzagoev’i banko başlatıyor. Bu nedenle Man Utd harcanılan paraların karşılığını henüz göstermemiş Nani ve Valencia’yı ısrarla denemeye devam ediyor. Diğer takımlar için de bu örnekler çoğaltılabilir.

Mustafa Denizli ise, takıma aşama kaydettirme kabiliyetinden çok ezberin üzerine gidiyor, benim görüşüme göre adımlarını geriye doğru atıyor.

Sercan Yıldırım kaç eder?

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin


Fenerbahçe’nin Bursa’lı Sercan Yıldırım için ciddi görüşmeler içinde olduğunu biliyoruz. Son Mehmet Topuz macerasından sonra haklı olarak Bursaspor en az 7,5 milyon €’luk bir teklifi masasında görmek istiyor. Fenerbahçe de ama takasla, ama parayla bu işi çözmeye niyetli gibi.

Çünkü Sercan, futbolumuzun yıllardır görmediği bir yetenek (en azından böyle düşünmemiz için yeterli sebep var). Çok hızlı, gol vuruşlarında seçici, hızını topla da koruyan, şimdilik doğal olarak fizik eksiklikleri bulunan bir yıldız adayı. Bursaspor da onu çok doğru zamanda süsledi ve şimdi istedikleri tip satıcıyı oynayabilirler (tok, aç).

Peki Sercan Yıldırım 7,5, kuvvetle muhtemel 10 milyon €’ya kadar çıkacak bir bonservisi hak ediyor mu? Öncelikle bu kadar yükselen fiyatın baş sorumluları olarak, Florentino Perez’e özenip transfer piyasasının tozunu alan yöneticilerin payı büyük. Yıllardır milli takımda oynamayan, üç takımın sürüklediği bir ligde takımıyla ezberi bozamamış, bazı özellikleri dikkat çekse de henüz büyük takıma adaptasyon konusunda soru işaretleri barındıran Mehmet Topuz’un, o kadar naz-niyaza rağmen 9 küsür milyon ettiği bir ortamda eder. Ancak, 1990 doğumlu Sercan’ın hakkında bu paraları konuşuyorsak, Balotelli, Miralem Pjanic, Macauley Chrisantus, Levan Mchedlidze, Lulinha gibi kendilerini şimdiden ispat etmiş futbolcular için nasıl rakamlar konuşuruz merak ediyorum. Bugüne kadar yurtdışına satılan en pahalı Türk futbolcunun, 8,7 milyon € ile Gökdeniz Karadeniz olduğunu da hatırlatmak gerek!

Sercan’ın açısından bakarsak, Arsenal, Man Utd, Man City (Tugay!), Hamburg gibi klüpler tarafından da istendiği biliniyor. Ben olsam ya Bursaspor’da kalır, ya da Arsenal opsiyonunu zorlarım. Birincisi, Fenerbahçe’ye gittiği takdirde bu muhtemelen kariyerinin son büyük transferi olacak. İlk 11′i bıraktım, Güiza ve Semih’li düzende yedek klübesinde bile yer bulmakta zorlanacak, genç oyunculara özel bir antreman tekniği ve programı geliştirilmediği için de olduğu yerde sayacak. Arsenal’de en azından kupalarda oynama şansı ve Arsene Wenger gibi bir hocanın ellerinde yoğurulma şansı var. Bursaspor’un daha az para kazanmayı göze alıp, kendi yetiştirdiği yeteneğin daha üst seviyelerde yer bulmasını sağlamasını tercih ederdim.

Incoming search terms for the article:

Motivasyon

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

“He punched me in the chest and he was yelling, I need you. No more feeling sorry for yourself.”’*

Atlanta Hawks’a karşı ikinci yarıda alınan bir mola sırasında, Wade, sorunlu genç yıldız kategorisinin yeni temsilcisi Michael Beasley’nin iplerini gevşetmesine yardımcı oluyor. Bu moladan sonra son 2 dakikada üstüste 7 sayı atan Beasley, son çeyreği de 14 sayıyla tamamlıyor ve Miami, son şampiyon Lakers’tan sonra, 12 sayı geriden gelip Atlanta’yı da yenip, galibiyet serisini 3 maça çıkarıp, play-off yarışına devam ediyor.

Son 3 maçta Wade’in istatistikleri ise, 33.3 sayı – 5.0 ribaund – 12.0 asist – 2.3 top çalma – %49 FG.

*Göğsüme vurdu ve Sana ihtiyacım var. Kendin için üzülmeyi bırak.‘” diye bağırıyordu.

36 faktörlü Blatche

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
Arenas olayından sonra, Butler ve Jamison gibi yıldızlarını sezon sonu indirim yapan mağazalardan beter bir şekilde elden çıkaran Wizards’ta, genç uzun Blatche, All-Star istatistikleri yapmaya başladı takip edenlerin yakından bileceği gibi. Blatche, yeteneklerine rağmen şu ana kadar formal ağızla yetersiz iş ahlakı, informal ağızla yavşaklığı nedeniyle istenen aşamayı kaydedememişti.

Bu mesaja sebep olan aşağıdaki videoyu sevgili Orkun yolladı, heyecan seviyesi İBB – Ankaraspor maçından hallice olan Washington – New Jersey maçının son saniyelerindeyiz. Blatche’nin kariyerinin ilk triple double’ını tamamlaması için bir ribaunda ihtiyacı var ve bunun farkında. Gerisini siz izleyin, ben fazlasıyla güldüm.

Incoming search terms for the article:

Spor Skandalları #8: Yeter artık Henry!

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Man City’e karşı penaltıyı paslaşarak kullanma planı nasıl da ucuzcuydu… Kaçırmak bir yana, kurallara uygun kullanamadılar bile, City oyuncuları çıldırdı.

Geçtiğimiz sezon CL’de Bayern kalecisi Butt’un suratını bu hâle getirmişti, kart bile görmemişti.

Topu korner bayrağına götürüp zaman geçirme olayında bu adama tanınan tolerans eşsizdir. İki elini rakibin üzerine koyar, futbolda en dayanamadığım kural boşluğu olan zaman geçirme olayına yeni bir boyut getirir.

Bu eli görünce şaşırdım mı? Neredeyse hiç, elbette ki golün sayılmasına da. Henry’nin futbolun doğasında olmayan bu çirkinlikleri yapmasına o kadar çok şahit olduk ki… Eşsiz yeteneği ve süratine rağmen aklımda hep düzenbaz ve ikiyüzlü bir futbolcu olarak kalacak.

Almanlar Alır

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Kızların oynadığı futbolda en çok ilgimizi çeken kısmı birkaç entry aşağıda bulabilirsiniz. Ben de ikinci planda kalan Avrupa Şampiyonası’ndan bahsedeceğim kısaca.

Almanya kazandı doğal olarak. Kadın futbolunu hiç takip etmeyenler bile bilecektir ki Almanya açık ara dünyanın en iyi takımı. Son iki Dünya Kupasını ve bununla beraber son beş Avrupa Şampiyonası’nı kazandılar. Bu süreçte oyuncular değişti, yeni gençler geldi, hoca değişti, sistem değişti ama takım kazanmaya devam ediyor. Patlayıcı bir hücum hattı var ve rakibin biraz sallandığını gördükleri anda üst üste 3 gol atabiliyorlar. Grup maçında karşılaştıkları Norveç’e karşı zorlanıyor gözüktüler, fakat 90. dakkadan sonra 3 tane atarak maçı 4-0 aldılar. Benzer bir durum da finalde gerçekleşti. 3-2 giden maç bir anda 6-2 oldu ve tadı kaçtı.

Biraz kendimi zorlayıp izlemeye uğraştım maçları. Kolay değildi tabi, topun peşinde çığlık çığlığa koşan kızlar, istikrarlı olarak aşırtma gol yiyen kaleciler, sürekli bir itiş kakış hâli televizyon başında kriz geçirtse de güzel maçlar da vardı. Özellikle Almanya’nın çok paslı hücumu, Hollanda’nın cattenacio’su (evet, yanlış duymadınız), İngiltere’nin Kelly Smith’i, müthiş İsveç-Norveç maçı akıllarda kaldı.


Almanya’dan sonraki en büyük şampiyonluk adayı İsveç, kesin favori çıktığı maçta Norveç’e 3-1 kaybederek elendi. Duran toptan yedikleri goller çok saçmaydı. 3-0 geri düştükten sonra Manchester United gibi oynamaya başladılar ama yalnızca bir gol bulabildiler. Sahaya iyi yayılan ve zonal markajın güzel bir örneğini sergileyen Norveç’in de hakkını teslim edelim.

Turnuva boyunca maçları anlatan Eurosport spikeri Dağhan Irak da yavaş yavaş Türkiye’nin en iyi spikeri olma yolunda ilerlemektedir. Sıkıcı olduğunu bildiği için sürekli maç anlatmaktansa kadın futbou hakkında enteresan bilgiler vermeyi tercih ederek beni de olaya ısındırdı. Geçen sene de bir artistik patinaj şampiyonası sonrası kendisine buradan övgü gönderdiğimi hatırlıyorum.

2009 FIFA Puskas Yılın Golü

Kategori: Almanya Bundesliga, Almanya Bundesliga 2, Arjantin Ligi, Bank Asya Birinci Lig, Basketbol, Brezilya Ligi, Dünya Kupası, Futbol, Genel, Komik Futbol Videoları, Maç Özetleri, Turkcell Süper Lig, Uefa Avrupa Ligi, Video, Voleybol, İngiltere Premier Ligi, İspanya La Liga, İtalya Seri A, Şampiyonlar Ligi yaziyi gonderen: admin
Fifa, 2008 – 2009 sezonunun en iyi 10 golünü belirlemiş, en iyiyi seçmek için anket devam ediyor. Oyunuzu bu sayfadan verbilirsiniz. Benim oyum, Bnei Yahuda’nın genç forveti Eliran Atar’ın Maccabi Netanya’ya karşı, rövaşata nasıl atılır dersini verdiği muhteşem gol. Atar, soyadını haklı çıkarır şekilde sezonu İsrail’de gol kralı olarak kapadı. (Ha oyumu verdim ama benim için 2008 – 2009′un golü Semih’in Hırvatistan’a attığı goldür, sezona dahil sayılır mı bilmem ama.)
Listede yine korkunç goller var, hepimizin hatırlayacağı. Cristiano Ronaldo’nun Porto’ya, Grafite’nin Bayern’e, Nilmar’ın Corinthians’a, Mphela’nın İspanya’ya ya da aynı maç içinde Essien ve Iniesta’nın karşılıklı attığı mükemmel goller gibi.

Tabi söz konusu liste hazırlamak olunca, eleştiri kaçınılmaz. Ben de kendimce ilk bakışta göremediğim veya youtube’da biraz gezinince hatırladığım birçok muhteşem golün listedışı kaldığını ve en iyi golü seçmenin gereksiz bir iş olduğunu gördüm. Onun yerine Fifa, atıyorum, en güzel 50 golü seçse her yıl ve bir dvd yapsa, görüntülerin arasında golü atanların veya yiyenlerin kısaca yorumları veya esprileri olsa, gelirleri de mesela Afrika’daki çocuklara top, pabuç falan olarak aktarılsa para vermez misiniz? Ben veririm.

Mesela listede Atar’ın gelişine vurduğu muhteşem bir rövaşata varken, Adebayor’un Villareal’e deplasmanda attığı rövaşata gol biraz hafif kalmış. Futbol tanrıları, beni affedin, rövaşata beğenmemezlik yapmıyorum ama Atar’ın golü de çıtayı çok yükseltiyor yahu.

Ibrahimovic’in geçen sezon, Bologna’ya attığı akrobatik karatecimsi golü mesela gözler arıyor veya Atalanta’ya attığı topuk golü mesela? Molto beeene.

Juninho’nun Barcelona’ya sol korner direğine yakın mesafeden attığı frikik golü unutabilen var mı? Ya da aynı maçın rövanşında, Nou Camp’ta Messi’nin 3-4 Lyon’luyu geçip, sonra çok sade olmasın bir de verkaça gireyim dediği gole ne dersiniz? Belki de Barcelona’nın, Bayern Münih’i sahadan sildiği eşleşmede, deplasmanda 100 pasla gelip, Bayern’in ceza sahası içinde 4 pas yapıp Keita’yla bulduğu gole ne demeli?

Geçen sezonun başında van der Vaart’ın Gijon’a attığı topuk golünü hatırlıyor musunuz?

Alkmaar’lı Dembele’nin veya Mönchengladbach’lı Baumjohann’ın rakipteki herkesi çalımlayarak attıkları golleri de izlemenizi tavsiye ederim.

Brondby’li Peter Madsen’in önce kaleci ve defans oyuncusunu yatırdığı, sonra da rabona’yla topu filelere yolladığı golü de henüz izlemeyenler, bir göz atsın ve uygun tepkiyi versin.

Şu linkteki videodan da geride bıraktığımız sezonun birçok enfes golüne bakabilirsiniz.

Incoming search terms for the article:

Google Maç Yayını
TURKCELL SÜPER LİG'İN TÜM YAYIN HAKLARI (DİGİTURK) DIGITAL PLATFORM ILETIŞIM HİZMETLERİ A.Ş YE AİTTİR,
BU SİTE DE LİGTV YAYINI  VEYA BAŞKA BİR KURULUŞUN YAYINLARI YAPILMAMAKTADIR. SADECE BİLGİ PAYLAŞIMI YAPILMAKTADIR.
BURADAKİ TÜM BİLGİLER (YAZILAR, RESİMLER) KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANMAKTADIR.