Fc. United of Manchester ve Besiktas Protestosu.!
Beşiktaş 2-3 Bursaspor maç özeti izle
Manisaspor 2-1 Beşiktaş ziraat türkiye kupası maç özeti izle
Play Tuşuna bastıktan sonra videonun dolmasını bekleyiniz ve daha sonra izleyiniz

Transfer gündeminin uzun süredir içerisinde olan Mehmet Batdal sonunda Manisaspor ile anlaştı. Mehmet Batdal’ın bu sene maçlarını izledim ve büyük takımlarda oynayacak potansiyeli kendisinde göremiyordum. Fiziğine bakarak kendisine çakma Ibrahimoviç diyordum ve bu sözümün hala arkasındayım. Bank Asya’da iyi işler yaptığı doğrudur. Hatta kalitesi Süper Lig’de de iyi işler yapabilecek durumda ama isminin büyük takımlarla geçmesini anlamıyordum. Mesela Trabzonspor bir ara bu futbolcuyu düşünüyordu ama ellerinde bulunan Umut Bulut ve Gökhan Ünal gibi isimler bu futbolcudan daha iyi. Zaten Bucaspor’da bu transferden öyle akıllara gelen büyük ücretler kazanamadı. Bekir’le beraber Mehmet Batdal’ı 500 bin lira karşılığında sattılar. Bucaspor’da Bank Asya’ya renk katan ama ekonomik açıdan iyi olmayan bir kulüp. Buna rağmen Mehmet Batdal üzerinden asla reklam yapmadılar ama bu futbolcuyu ellerinde tutamayacaklarını biliyorlardı. Acil paraya ihtiyaç olunca bu transferler gerçekleşti. Mehmet Batdal ve Bekir bu sezonu Bucaspor’da tamamlayacaklar ve gelecek sezon Manisaspor’a gelecekler. Mehmet Batdal’ın elinde gelecek sezondan itibaren iyi bir şans olacak çünkü kendisini artık Süper Lig’de kanıtlayabilir. Ben yine de büyük bir patlama beklemiyorum.
Bir transfer haberi de Antalyaspor cephesinde yaşandı ve Erhan Güven Antalyaspor’a transfer oldu. Beşiktaş, Erhan Güven’i sezon başında Aydın Karabulut karşılığında Ankaraspor’dan transfer etmişti. İşte yararlanamadığı, 27 yaşında bir futbolcu için Aydın Karabulut’dan vazgeçtiler. Beşiktaş’a işte ben bu noktada çok kızıyorum. Aslında Aydın Karabulut’da çok talihsiz. Geçtiğimiz sezonun devre arasında Bursaspor’a gitmek istememişti ama sezon sonunda Ankaraspor’a gitmeye mecbur kaldı. Şimdi ise Ankaragücü’nde oyuncu cehennemi içerisinden çıkmaya çalışıyor. Bursaspor’un da geldiği nokta ortada. Ertuğrul Sağlam’ın elinde kendisini gösterebilirdi. Erhan Güven’e gelirsek sezon başında forma şansı bulmasına rağmen istenilen düzeye asla erişemedi. İbrahim Kaş’da takıma katılınca Erhan Güven iyice geriye düştü. Beşiktaş Erkan Zengin gibi Erhan Güven’den de faydalanmadığı için yolları ayırdı. Bu noktada isabetli işler yapıyorlar. Antalyaspor’da kadro derinliği açısından iyi bir transfer yaptı, hayırlı olsun dileyelim.
Bazı futbolcular vardır takımınıza transfer olurlar ama ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız takımdan ayrılıverirler. Ben bunu Hakan Yakın transferinde yaşamıştım. Hagi’nin teknik direktörlüğü döneminde ligin ikinci yarısında takıma getirildi ama doğru dürüst 1-2 maç oynayamadan sezon sonunda takımdan gönderilmişti. Onun hakkında tek duyduğum idmanlarda harika hareketler yaptığıydı. Neyse bunu o da geldi geçti yazı dizisinde uzunca yazarız. Hakan Yakın örneğine uygun başka bir transfer öyküsü de Beşiktaş’lı Erkan Zengin’in daha doğru dürüst kendini gösteremeden takımdan ayrılmasıdır. Gerçi kiralık olarak gönderildi ama bu saatten sonra takımda kalır mı bilemiyorum.
Geçtiğimiz sezonun ortasında Beşiktaş, Erkan Zengin’i Hammbary’den kiralamıştı. Sonrasında ise bonservisini aldı. Şu an 24 yaşında olan bu futbolcu orta sahada ve forvet mevkisinde oynayabiliyor. Yani yönlü ve yetenekli bir futbolcu. Ama geçtiğimiz sezon doğru dürüst kendisini izleyemediğimiz gibi, bu sezonda forma şansı bulduğunu hiç görmedim. Özellikle Beşiktaş forvetlerinin bu sezon kan ağladığı zamanlarda Erkan Zengin mutlaka şans bulmalıydı. Bu futbolcuyu fazla izleyemediğim için pek yorum yapamıyorum ama bonservisi alınan bu futbolcuyu mutlaka beğendilerde bonservisini aldılar. O zaman neden hiç şans bulamadı bilemiyorum. Şimdi önünde önemli bir şans var. Eskişehirspor hedefi olan bir kulüp ve Rıza Çalımbay gibi bir isim var. Bitti dediğimiz Batuhan Karadeniz’i bile ayağa kaldırmıştı. Erkan Zengin’de kendini gösterebilirse gidebileceği en iyi takıma gitti. Ayrıca kiralık gittiği için kendini göstermesi durumunda Beşiktaş kapıları ona sonuna kadar açık.
Hafta sonu bilgisayardan uzak durmaya çok alıştım, herhalde bundan sonra da böyle gidecek. Sadece dün akşam maçı izlediğim yerdeki bilgisayardan bir liderlik gönderisi girdim. Ben de stres yapmışım, ilk devrenin sonu beni çok germiş. Maç bitince çok rahatladım, liderliği kutlamak içimden geldi. Neyse, ben yine kısa kısa hafta sonundan aklımda kalanları not edeyim.
* Önce Fenerbahçe. Güzel başlayıp kabus gibi devam eden ilk devre başladığı gibi iyi bitti. Ben bile çok yoruldum. Takım hem dışarıdan çok darbe aldı, hem de kendi kendine darbeler vurdu. Kopmadan az bir farkla geride bitirmeyi kabul edebilecekken devrenin liderlik ile bitmesi çok güzel.
* Fenerbahçe iyi oynadı ve kazanmayı hak etti. Özellikle rüzgara karşı oynanan ilk devrenin ilk yarım saatinde ortaya konan futbolu beğendim. Savunmada hatalı hatta rezalet bir ofsayt kararı ile kesilen pozisyon dışında ilk devre Trabzonspor’a pozisyon verilmedi, hücumda da devreyi 1-2 farkla önde kapatabilecek pozisyonlar bulundu. Kalan bölümde ise büyük maçlardaki klasik Fenerbahçe futbolunu gördük. Rakibe boş alan bırakmayan ve topa olabildiğince sahip olmaya çalışan takımı bir kez daha izledik.
* Maçın adamı yine Güiza. Maçın başında çıkardığı şuta inanamadım, kaçırdığı Youtube’luk golle kendime geldim. Genelde iyi oynadığını düşünüyorum hatta 1 gol daha atacak gibi geliyordu ama Song’un dizinin de katkılarıyla yerini Semih’e bıraktı. Takımın en zayıf halkası 2 haftada 5 puan kazandırdı ve takımına liderliği getirdi.
* Andre Santos sol bekte hoşuma gidiyor. Fiziği ve devamlılığı arkada oynamak için daha uygun. Özer ise kötüydü. Gereksiz riskler aldı, çok top kaybı yaptı. Sağ kanatta Gökhan ve Mehmet Topuz da iyiydi. Alex yine Alex’di, kafasıyla ara pası attı ve vurduğu o kafada neredeyse 1 metre sıçramıştı. Fenerbahçe adına en iyiler ise benim için önce Bilica, sonra da Cristian’dı.
* Gol sevincini yaşarken Güiza’nın yanında onu sürekli fırçalayan Emre ve Alex ile beraber Semih’e koşması beni etkiledi, daha doğrusu çok mutlu etti. Şampiyon olmak istiyorsan önce takım olacaksın.
* Beşiktaş-Bursaspor maçınının sadece ilk devresini izleyebildim. Öyle bir zeminde oynanan futbolu değerlendirmek doğru değil çünkü sahada oynanan futbol değil başka bir şeydi. Ben öyle bir sahada sadece mücadele gücünü ve oyuncu zekasını yorumlarım. Gördüğüm bölümde toplara korkmadan giren ve daha diri gözüken taraf Bursaspor’du.
* O zeminde topun nereye gideceğini, sahanın neresinde sekip neresinde yapışıp kalacağını görüp ona göre oynamak zeka işidir. Bursaspor bunu da daha iyi beceriyordu. Bunda futbolcunun zekası kadar teknik direktörün de payı var. Ertuğrul Sağlam zemine göre oyuncu tercihi ve oyun sistemi belirlerken Mustafa Denizli oyuncu değişiklikleri ile maça damgasını vurmuş.
* Galatasaray maçını rakı sofrasında otururken göz ucuyla takip ettim o yüzden çok fazla yorum yapamayacağım ama Gençlerbirliği’nin arka arkaya yakaladığı 3 pozisyonda golü bulamamış olması büyük şans. Galatasaray da pozisyona girdi tamam ama Gençlerbirliği’nin pozisyonlar öyle böyle değildi. Antalyaspor maçından sonra bu maçta da rakip takımın bulduğu birbirinin kopyası pozisyonlar üzerine Galatasaray’lıların çok düşünmesi lazım. Golde ise ben aslan payını Keita’ya veririm. Elano’nun pası da tabii ki güzel ama Keita koşusuyla pası çağırdı.
* Kayserispor bir maç kaybedince özüne döndü. Maç sonu vermiş oldukları görüntüler beni hiç şaşırtmadı. Boşuna bu ülkenin en çok nefret edilen takımlarından biri değiller. En komiği ise Antalyaspor’lu futbolcuların zaman geçirmek için yere yatmasından şikayet etmeleriydi. Evet evet, Kayserispor rakibin futbol dışı zaman geçirmesini eleştiriyorlardı.
* Ankaragücü’nün kaybetmesine sevindim ama Baki’ye üzüldüm. Sivassspor’un ikinci golünde hatası vardı, takımı beraberliği yakaladıktan hemen sonra kendi kalesine attığı golle maça damgasını vurdu.
* Barcelona 6. kupayı da kazandı. Bir sezonda 6 kupa. Bu takım için daha fazla söyleyebilecek bir şey kalmadı.
* Barcelona kazandığı 6. kupayı kutlarken Real Madrid de Zaragoza karşısında aldığı 6 gollü galibiyete sevindi. Higuain’in attığı 2. gol harika. Galiba bu adam Avrupa’nın en iyi forvetlerinden biri ama aynı zamanda belki de en underrated oyuncusu. Underrated demek istemezdim ama bu kelimenin Türkçe karşılığı tam olarak yok.
* Mancini kendisini Juventus’a atmaya çalışıyordu, Manchester City oldu. Mark Hughes için üzüldüm ama bu sonu sezon başında tahmin ediyordum. Arapları kesecek bir isim değildi. Aslında beklediğimden fazla bile dayandılar.
* İngiltere’de Manchester United ve Liverpool kaybederken Chelsea de West Ham deplasmanından 1 puanla döndü. Liverpool’dan umudu kestiğimize göre bu sezon Arsenal’in şampiyon olmasını istiyorum. O da olmayacaksa Chelsea olsun.
* TRT vereceğini söylediği Bundesliga maçlarını kafasına göre yayından kaldırıyor. TBMM Tv için farklı bir kanal bulamıyorlarsa maçları başka bir kanaldan verebilirler ama onlar direkt maçı vermemeyi tercih ediyorlar. Bu hafta da Bayern Münih maçı güme gitti. Hayır, her şeyi geçtim yayın hakkı için verdikleri paraya yazık.
* Hafta içi Türkiye Kupası maçları oynanacak. Değeri her gün azalan kupayı daha da değersiz hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Futbol tatile girdikten sonra maç oynatıp kendileri bile bu kupayı kaale almadıklarını gösteriyorlar. Maç saatleri ise tam facia, Fenerbahçe Saraçoğlu’nda 18.30’da oynuyor. Galatasaray ise Trabzonspor ile Sami Yen’de 21.30’da. Sanki “tribünlere ne şekilde daha az seyirci getirebiliriz” diye özellikle uğraşıyorlar.
* Süper Lig’e yine 1 aydan fazla ara veriliyor. Herhalde biz çok aptalız, bizim düşünemediğimiz şeyleri düşünüp de böyle bir takvim belirliyorlar. Bizden çok ara veren bir lig var mı merak ediyorum ama sanmıyorum. Yapacak bir şey yok, 1 ay boyunca transfer yalanları ve devam eden Avrupa Ligleri ile idare edeceğiz.

* Seyircisiz maçlardan çok korkarım, her sonuç ihtimal dahilindedir. İzlemesi ise zulüm. Fenerbahçe-Ankaragücü maçı bir seyircisiz maçın verebileceği maksimum zevki verdi. Bol pozisyonlu, bol gollü ve heyecanlı geçti.
* Kredi 0 olduğu için takım mecburen mücadele etti ve galibiyeti de bu mücadele getirdi. Son haftalar ile kıyasladığımızda oyunun hücum tarafı oldukça tatmin ediciydi. İlk 10 dakikadan sonra Fenerbahçe oyunun kontrolünü eline aldı ve pozisyonlar buldu. Gol zor geldi ama Ankaragücü’nün cevap vermesi o kadar zor olmadı. Vassell ile buldukları gol hem pas hem de vuruş olarak harika.
* Bilica çok kötüydü, anlamsız riskler aldı ve top kayıpları yaptı. Özer ve çoğunluğun aksine Mehmet Topuz’u beğendim. Alex ise yine Alex’di. Bence Fenerbahçe adına maçın en iyisi Cristian oldu, ben çok beğendim. Arkadan yetişerek rakipten aldğı çok kritik 4-5 top var. Kim ne derse desin Cristian Fenerbahçe için çok faydalı bir oyuncu ve çok yerinde bir transfer.
* Son dakikada gelişen tartışmalı pozisyon gol“müş”. Piero topun tamamının içeride olup olmadığını ölçeme“miş” ama tuvalet kağıdı olayı tüm açıklığıyla izleyicilere göster“miş”.
* Fenerbahçe’de futbolcuların neredeyse hepsi formsuz. Bireysel performanslarında büyük düşüş var, kapasitelerinin çok altında oynuyorlar. Takımın forvetsizlikten sonra en büyük sorunu şu an için bu.
* Galatasaray yediği iki komik gole rağmen maçı kazanmasını bildi. Erken gelen 2 golden sonra beraber izlediğim arkadaşlara “Galatasaray 4-2 alır” demiştim, bir gol fazla söylemişim. Antalyaspor’un direkten dönen 3 topu ile beraber başka pozisyonları da var. Hatta bence bir de verilmeyen penaltısı. Sezon başında Galatasaray’ın savunmaya takviye yapmamış olmasını anlayamadığımı burada defalarca söyledim, devre arasında bu mevkiye transfer yapılmazsa çok şaşırırım.
* Beşiktaş’ın kazanamayacağını düşünüyordum. İlk devre beklediğimden daha etkili bir futbol oynadılar ve golü de buldular. Manisaspor kalecisi İlker Avcıbay Galatasaray karşısında çok iyi oynamıştı, Beşiktaş’a karşı da iyi bir maç çıkardı. Devre sonunda fikrim değişmişti, kazanacaklarını düşünüyordum ama o ilk devrede gördüğümüz etkili futbolu 2. devre göremedik. Ernst’de haklı bir düşüş var, CSKA maçında da beğenmemiştim. Fink de 60’dan sonra yorulunca Beşiktaş’ın şansı iyice azaldı. Mustafa Denizli Uğur İnceman tercihiyle devre arasında kimin gönderileceği yönünde bir ipucu verdi. Tabata gibi gözüküyor ama onu da devrede göndermek hiç kolay olmayacak.
* Trabzonspor Şenol Güneş ile yine kazandı ve Fenerbahçe karşısına moralli çıkacaklar. Kendi sahalarında oynuyorlar ve eller ayaklar titremezse maçın favorisi de onlar.
* Makakula atmaya devam ediyor, bu hafta attığı gol çok güzel. Mükemmel vurdu. Kayserispor da liderliğini devam ettiriyor ama ben zirveye Sivasspor kadar tutunabileceklerini sanmıyorum.
* Şanlıurfa’da yapımına 1992 yılında Süleyman Demirel’in temel atmasıyla başlanan GAP Arena stadı sonunda Şanlıurfaspor-İskenderun Demirçelikspor maçıyla açıldı. Bugüne kadar yaklaşık 50 milyon TL’nin harcandığı stad 30.000 kişilik ve tüm tribünlerin üstü kapalı. Fotoğraf stada ait, zemin bir Türkiye klasiği olarak bozuk gözüküyor.
* Berlusconi’nin ağzını burnunu dağıtmışlar. 20 gün rapor almış, partilerine rahat rahat devam eder. Bu olay onu mutlu etmiş bile olabilir. Milan’ı da Inter ve Juventus’un puan kaybettiği haftada San Siro’da dağıttılar, Palermo net bir galibiyet çıkardı.
* Liverpool – Arsenal maçının çok daha güzel geçmesini bekliyordum. 4-4 biten o maçı yaşayınca haliyle beklentiler yüksek oluyor. Liverpool geriye düştükten sonra bile hiçbir şey yapamadı. İlk devre ortada giden oyun ikinci devre tamamen Arsenal lehine döndü. 4-4’lük maçı hatırlatan tek şey de Arshavin oldu, harika bir gol attı.
Google Maç Yayını
TURKCELL SÜPER LİG'İN TÜM YAYIN
HAKLARI (DİGİTURK) DIGITAL PLATFORM ILETIŞIM HİZMETLERİ A.Ş YE AİTTİR,
BU SİTE DE LİGTV YAYINI VEYA BAŞKA BİR KURULUŞUN YAYINLARI
YAPILMAMAKTADIR. SADECE BİLGİ PAYLAŞIMI YAPILMAKTADIR.
BURADAKİ TÜM BİLGİLER (YAZILAR, RESİMLER) KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANMAKTADIR.