Nostalji 10 – Vlade Divac

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin





Incoming search terms for the article:

Ne dedi?

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Spor Servisi’nde dinledim, sabah sabah tebessüm ettirdi. Diğer kaynaklara bakınca Fanatik’in işe yine biraz mizah kattığı ortada tabi.

“Krasiç’e ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu, CSKA’dan ayrılıp, kariyerine Avrupa’da yön vermesi gerektiğini söyledim. O da bana, ‘Avrupa’dan teklifler var. En ciddi Liverpool istiyor, ama hoca bırakmıyor. Şu maç bir bitsin. Hocanın ayaklarına kapanacağım ve gitmek isteyeceğim’ dedi. Ben de, ‘10 senedir Beşiktaş’tayım. Teklifler geldiğinde gitmedim. Eğer kalırsan, bir daha bu teklif kapına gelmez’ diye uyardım. Kendisi de beni övdü ve güçlü bir futbolcu olduğumu dile getirdi. Bu arada Krasiç’le de İngilizce konuştum ve İngilizcemi konuşturdum!”

Kimin Yalancısıyız: Fanatik

2009 FIFA Puskas Yılın Golü

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
Fifa, 2008 – 2009 sezonunun en iyi 10 golünü belirlemiş, en iyiyi seçmek için anket devam ediyor. Oyunuzu bu sayfadan verbilirsiniz. Benim oyum, Bnei Yahuda’nın genç forveti Eliran Atar’ın Maccabi Netanya’ya karşı, rövaşata nasıl atılır dersini verdiği muhteşem gol. Atar, soyadını haklı çıkarır şekilde sezonu İsrail’de gol kralı olarak kapadı. (Ha oyumu verdim ama benim için 2008 – 2009′un golü Semih’in Hırvatistan’a attığı goldür, sezona dahil sayılır mı bilmem ama.)
Listede yine korkunç goller var, hepimizin hatırlayacağı. Cristiano Ronaldo’nun Porto’ya, Grafite’nin Bayern’e, Nilmar’ın Corinthians’a, Mphela’nın İspanya’ya ya da aynı maç içinde Essien ve Iniesta’nın karşılıklı attığı mükemmel goller gibi.

Tabi söz konusu liste hazırlamak olunca, eleştiri kaçınılmaz. Ben de kendimce ilk bakışta göremediğim veya youtube’da biraz gezinince hatırladığım birçok muhteşem golün listedışı kaldığını ve en iyi golü seçmenin gereksiz bir iş olduğunu gördüm. Onun yerine Fifa, atıyorum, en güzel 50 golü seçse her yıl ve bir dvd yapsa, görüntülerin arasında golü atanların veya yiyenlerin kısaca yorumları veya esprileri olsa, gelirleri de mesela Afrika’daki çocuklara top, pabuç falan olarak aktarılsa para vermez misiniz? Ben veririm.

Mesela listede Atar’ın gelişine vurduğu muhteşem bir rövaşata varken, Adebayor’un Villareal’e deplasmanda attığı rövaşata gol biraz hafif kalmış. Futbol tanrıları, beni affedin, rövaşata beğenmemezlik yapmıyorum ama Atar’ın golü de çıtayı çok yükseltiyor yahu.

Ibrahimovic’in geçen sezon, Bologna’ya attığı akrobatik karatecimsi golü mesela gözler arıyor veya Atalanta’ya attığı topuk golü mesela? Molto beeene.

Juninho’nun Barcelona’ya sol korner direğine yakın mesafeden attığı frikik golü unutabilen var mı? Ya da aynı maçın rövanşında, Nou Camp’ta Messi’nin 3-4 Lyon’luyu geçip, sonra çok sade olmasın bir de verkaça gireyim dediği gole ne dersiniz? Belki de Barcelona’nın, Bayern Münih’i sahadan sildiği eşleşmede, deplasmanda 100 pasla gelip, Bayern’in ceza sahası içinde 4 pas yapıp Keita’yla bulduğu gole ne demeli?

Geçen sezonun başında van der Vaart’ın Gijon’a attığı topuk golünü hatırlıyor musunuz?

Alkmaar’lı Dembele’nin veya Mönchengladbach’lı Baumjohann’ın rakipteki herkesi çalımlayarak attıkları golleri de izlemenizi tavsiye ederim.

Brondby’li Peter Madsen’in önce kaleci ve defans oyuncusunu yatırdığı, sonra da rabona’yla topu filelere yolladığı golü de henüz izlemeyenler, bir göz atsın ve uygun tepkiyi versin.

Şu linkteki videodan da geride bıraktığımız sezonun birçok enfes golüne bakabilirsiniz.

Deliksiz

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
Hikayeyi mark paylaştı. Tembellik yapmış, sizle paylaşmamış. Kevin Arnovitz’in kaleminden aktarıyorum.

Celtics yedeklerinden Giddens için iyi bir dış şutör denemez. Zaten kariyeri boyunca sahada kaldığı 54 dakika boyunca da, sadece tek bir üç sayı denemesi var. Ama ligde ikinci yılını geçiren skorer gard kendini geliştirmeye çalışıyor, tabi takım arkadaşı efsane şutör Ray Allen da bu arada ona takılmayı ihmal etmiyor.

Chicago maçından önce, bu sabah United Center’da şut antremanı yaparken Giddens, Ray Allen geldi ve bench’in hemen arkasında oturup onu izlemeye başladı. Giddens, doğuştan bir şutör değil, şutunu çıkarırkenbiraz arkaya düşüyor ama bu sabah düzgün atıyordu. Allen’ın önünde 3 tane üstüste üçlük soktu.

Ama bu Allen için yeterli değildi.

“Çembere değdirdin.” dedi Allen, Giddens üçüncüyü soktuktan sonra. Giddens dönüp Allen’a baktı. Bozulmamıştı, daha çok babasını memnun etmeye çalışan istekli bir çocuk gibi bakıyordu.

Allen gülerek, “Şutun çembere değiyorsa, ne biçim bir şutörsün sen?” dedi.

Sonra kenarda oturduğu rahat koltuktan kalktı ve 25 feet’ten şutunu attı. 14 yıllık kariyeri boyunca 2000′den fazla üç sayı isabeti bulunan Allen’ın şutu deliksiz girdi. Sakin bir şekilde yerine geri döndü, Giddens da çalışmaya devam etti.

Ne dedi?

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

“Öte yandan FIFA Konfederasyon Kupası’nda bugün ev sahibi Güney Afrika ile üçüncülük maçına çıkacak İspanya Milli Takımı’nda bulunan Güiza, basın toplantısında, Michael Jackson’un ölümüyle ilgili de görüş bildirdi. Jackson’un ölümünden dolayı üzüldüğünü, ancak sanatçının büyük bir hayranı olmadığını söyleyen golcü, “Ben Flamenkocuyum” dedi.”

Kimin yalancısıyız? : Milliyet Spor

Do It Aziz!

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin


Şu an 2009 Draft’ı hakkında kesin olan birşey varsa, o da en fazla konuşulan oyuncunun Blake Griffin değil, Ricky Rubio olduğu, muhtemelen. Dolayısıyla da gündem Rubio’nun seneye nerede oynayacağı.
Rubio, Minnesota’nın seçimlerini tanıttığı basın toplantısına katılmadı. Daha önce de şehir için ne düşünüldüğü sorulduğunda “too cold!” demişti. Herşeyden öte, Minnesota bile Rubio’nun geleceğini tahmin etmedi ki, bir sonraki seçimiyle draftın aynı pozisyondaki en iyi ikinci adamı Flynn’i aldı. Knicks’te oynamak istediği her yerde yazıyor, Knicks GM’i Walsh da (ki Wolves’un yeni GM’i Kahn’la Indiana’da beraber çalışmışlardı), Rubio’yu istediklerini belli etti. Hiçbiri olmaması halinde Rubio, büyük ihtimalle, zaten NBA takımlarının karşılayamacağı (bilmeyene memo: NBA takımları, bir oyuncu için maksimum 500.000 $ bonservis ödeyebilir.) bir bonservis problemi yaşadığı kulübü Badalona’ya geri dönecek.
Bu dedikodu trafiğinde NY Post kaynaklı bir haber düştü bugün ve habere göre Rubio’nun Avrupa’da kalma ihtimaline karşı, Real Madrid ve bir Türk takımı da Rubio’yla ilgileniyormuş. Şu an Rubio’yu temsil eden menajerlik şirketiyle çalışan, Knicks’in eski Avrupa scout’larından Tom Shea’ya göre yarın bir Türk takımından resmi bir teklif gelmesi bekleniyormuş.
Ciddiyse Mr. Shea, bu paraları verebilecek tek takım, kaçan şampiyonluğun da hırsıyla Fenerbahçe. Efes diyenler de olabilir ama bu kesinlikle Efes tarzı bir transfer olmaz. Topuz’u Kayseri’den uçağa atıp jipine bindiren Aziz Yıldırım, Rubio’ya da aynı tarifeyi yapar, draft şapkası yerine malum şapkayı taktırır mı? Aman beyler, yukarıdaki resimler makara amaçlıdır, gülün, eğlenin diye Gürkan’ın ellerinden çıktı, gözünüzü seveyim, bunlar feyk! Fotoşop’çu Türk spor medyasına da ibret olsun, forma böyle giydirilir. “Bitirim İspanyol Fener’de!” diye yarın sabah çıkarsa da artık bu resimler sağda solda, eğleniriz biraz en azından.
Yanlız yakışmış forma ha.

50 Cent Gençlerbirliği

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Brandon Jennings renkli herif. Genelde draft gecesi çaylaklarda gördüğümüz, dersleri en önde takip eden, saygılı, kız verilecek imajla zerre alakası yok. Daha çok gangsta dedikleri tiplere benzeyen, çenesi düşük bir fırlama. Daha önce bir workout sonrası Rubio’nun overrated olduğunu söyleyip, mesaiye erken girmişti. Sonra draft’taki bombası geldi, 10. sıradan Milwaukee onu seçtiğinde, Jennings’in MSG’da olmadığı söylendi. Paşa, garanti alamadığı için gelmemişti. Seçildikten sonra apar topar geldi ve 3-4 sıra gecikmeli de olsa şapkasını takıp, röportajını verdi. Gördüğünüz gibi biraz mallık var. IRsi olabilir, keza Jennings, potansiyeli yüksek olarak gösterilmesine rağmen kolej kariyeri sırasında bir hırsızlık olayına karışan ve lige geldiğinden beri top oynamayan Marcus Williams’ın kuzeni. Ayrıvca jennings’in liseden sonra kolej yerine Avrupa’ya gelmesinin asılk sebebi, Arizona’ya girebilmesi için gereken sınavı defalarca verememesi. Kendi dediği gibi bir tercih meselesi değil yani tam olarak.

Mallıkların gerisi de gelir derken, bir insider daha geldi Jennings hakkında. Jennings, NY’lu rap’çi Joe Budden ile (ne ara oldular bilmiyorum, bu adamların kankalık evresi oldukça hızlı, Hakan Altun ve Beşiktaş’lı futbolcular gibi diyelim.) takılıyor. Budden’ın da, bu aralar ABD’deki birçok ünlünün olduğu gibi, online video, mesajlaşma, twitter vs merağı var. Draft’tan sonra bu stream’lerden birinde, Jennings’le olan telefon konuşması yayınlanmış, tabi kısa bir süre sonra internetten kaldırılmış video ama konuşmanın dökümü var. Aşağıya paste ediyorum, 468 kez “n word” lafı geçen konuşmayı.

Milwaukee’de geçireceği gelecek sezon için…

Budden: You better worry about Ramon Sessions, diggin’ in your a**, pause.
Jennings: He’s not going to be here. [inaudible] That money is going to Charlie.
Budden: N****, Ramon Sessions is gonna be there.
Jennings: I doubt it.
Budden: They ain’t go no other guards.
Jennings: Ridnour.
Budden: N****, get that bum-a** n**** outta here.
Jennings: He’s going to be a backup.
Budden: To who?
Jennings: To who? Who else n****?

Draft gecesi için…

Budden: Who was hatin’ on you?
Jennings: Jay Bilas.
Budden: What happened? You ran in the draft late or some dumb s*** like a loser?
Jennings: No, I was at the hotel. This is what happened right. My agent is like “Well, we ain’t hear nothing .We ain’t have no guarantee.” So we makin’ phone calls and s*** and n***** is saying like “The workouts is great and everything and he’s the best point guard but we don’t know yet, we just don’t know.”
Budden: They didn’t say that about Rick Rubio, number one, and number two they didn’t say you the best point guard. They said your jump shot is shaky, you got some potential, but your work ethic is bull****. You averaged 3 points.
Jennings: You’re a liar. I know you’re lying now.
Budden: I’m just telling you what they said.
Jennings: That ain’t nothing but a college person.
Budden: Just tell me what happened. You end up running in the draft? I tunred it off after that. Jennings: No, n****, I came out there and made my appearance n**** and I had the best appearance out of all them n******. And I was the best dressed, they said, by the way. I was the best dressed.

Gelecek sezon ilk 5 olup, olmayacağı hakkında…

Budden: You think you gonna start for real though?
Jennings: I don’t know, actually, I really don’t know.
Budden: I heard that n**** Scott Skiles is an a**h***.
Jennings: That n**** tough, that n**** tough though. There must be a reason he liked me. There must be a reason.

Rubio ve Knicks hakkında…

Budden: Let me know when Minnesota get there. So I can watch Rubio light your f****** a** up. I never seen a n**** hate on Rubio so much.
Jennings: [inaudible]
Budden: You know what’s funny? You’re the only guard in the draft talking s*** about Rubio.
Jennings: The other n***** are scared.
Budden: What are you going to do when Rubio comes to the Knicks?
Jennings: Rubio is not coming, they are not giving up Rubio. You got Jordan Hill, you happy with that?
Budden: I don’t really know enough about Jordan Hill to be happy … I’m happy with Toney Douglas.
Jennings: I know they were booing this n****.
Budden: What does that mean? They boo everybody n****.
Jennings: If it was Stpehen Curry, them n***** would’ve went crazy in there.
Budden: Shut the f*** up, you don’t even know nothing about New York basketball.
Jennings: F*** the Knicks, them n***** skipped out on me.
Budden: Oh man, you feel to the Knicks like I do about Jay-Z? [Laughs] Yo, the Knicks is your Jay-Z?
Jennings: F*** the Knicks, them n***** is always going to be weak.
Budden: This is where I f****** hang up on your f****** ass for talking stupid.
Jennings: Duhon ain’t gonna get it done.

Tabi bu kayıtın Jennings’e ait olup olmadığı kesin değil, yalanlama gelir muhtemelen. Ya da Batuhan Karadeniz gibi havuzda bir röportaj verir gülerek, önüne geçemedik o olayın diye kıkırdar. Herkese hayırlı olsun, NBA bir dallama daha kazandı.

Normal mi, elma dilim mi?

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Görüntü pazar gecesi oynanan Oklahoma City – Cleveland maçından. James, fast break başında önce kısa bir kasap havası yapıyor, hücumun sonunda çocuğun patateslerini götürüyor.

Salak ile Avanak

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
2009′a veda ederken biraz yüzünüz gülsün istedim. Müthiş bir gazetecilik örneği var çünkü ortada..

Konumuz Milliyet’in “son dakika” spor haberi. Babalar, Cruyff’un ünlü penaltı videosunu koymuşlar, hani paslaşarak kullandığı. Heralde yeni izlediler youtube’da sörflerken, vay anasını diyip son dakika’dan girmişler. Zira enteresan bir de haber metini var, screenshot’lardan okuyabilir daha iyi bir işi olmayan veya biraz makara yapmak isteyenler.

Derken Hürriyet’in de aynı haberi, “kelimesi kelimesine” manşetten verdiğini görünce diyecek söz kalmıyor. Copy-paste habercilik sınır tanımamış ve yazım hatalarına bakarsak komik bir durum ortaya çıkmış.

Cruyff bu penaltıyı, 5 Aralık 1982′de, Ajax’ta oynarken kullanmış. Yani aradan yaklaşık olarak 27 yıl geçmiş. Tarihin en geç son dakika haberi bu olsa gerek.

Milliyet’i, Hürriyet’i seksi resimleri için tıklanmak üzere bırakıp, penaltı hakkında da birşeyler söylemek gerek. Birçok yerde Cruyff’un icatı olarak yer alıyor bu iş ama değil. 1964′te Manchester City’i 3-2 yenen Plymouth’un galibiyet golünü bu şekilde attığı yazar maç raporlarında. Topun başına gelen Johnny Newman pası verir ve Mike Trebilcock golü atar.

Bu da ilk değildir ama. 1961′de kupa maçında Aston Villa’ya 5-3 yenilen (yine) Plymouth’ta bu sefer pası veren Wilf Carter’dır, golü atansa Johnny Newman.

Hayır, bu da ilk değil.

Bilinen en eski paslı penaltı, 1957 yılına gidiyor. Belçika, Dünya Kupası elemelerinde İzlanda’yla oynamaktadır ve 44. dakikada 6-1 öndeyken kazandıkları penaltıda Rik Coppens, beklenmedik şekilde topu sağa doğru yuvarlar. Kaleciden önce topa yetişen Andre Piters, topu tekrar çevirir ve Belçikalıların ünlü forveti Rik Coppens golü atar. Maç 8-3 biter, çok mu önemli, değil. Bir detay olarak akıllarda bulunsun.

Rik Coppens, Belçika futbolunun yetiştirdiği en önemli oyunculardan biri olarak kabul edilen bir Beerschot efsanesi. Beerschot, bugün Manchester United’ın pilot takımlığını yapan Antwerp’ten 1899′da ayrılan futbolcuların kurduğu, şehrin diğer takımı. 7 kez Belçika şampiyonu olmalarına ve elmas ticareti diyince akıllara ilk gelen şehirlerden birinin takımı olmalarına rağmen, 100. yıllarında, 1999′da finansal problemler yüzünden şehrin banliyösü Ekeren’in takımı olan Germinal ile birleşip bugünkü Germinal Beerschot’u oluştururlar.

Henri ‘Rik’ François Coppens da kariyerinin büyük bir kısmını doğduğu şehir olan Antwerp’te, Beerschot’ta geçirmiş. 1.68′lik boyu ve o zamanlara göre özel denebilecek tekniğiyle, taraftarın en sevdiği oyuncu olmuş. 3 kez Belçika gol kralı olmuş Coppens, hala da attığı 258 golle Belçika Ligi’nde en çok gol atmış 5 oyuncudan biri. Mevzu bahis penaltı ve Coppens görüntülerinin olduğu iki videoyu da yazı içerisinde bulabilirsiniz.

Harekete geri dönersek, en son hatırladığım kadarıyla, Henry (bütün üçkağıtların altından hep sen çıkıyosun birader) ve Pires denemiş ama becerememişlerdi. Açık konuşmak gerekirse yaratıcı olsa da, bana göre salakça bir hareket. Penaltı, futboldaki en garanti gol yoludur. Penaltıyı kullanan oyuncunun kontrol edemediği, karşısında yer alan tek parametre kalecidir. Paslaşarak kullanıldığındaysa kontrol edemeyeceği bir çok parametre işin içine girer ve bana göre şans azalır. Pası verdiğin takım arkadaşının becerisini veya onu marke eden rakip defans oyuncusunun vereceği reaksiyonu bilemezsiniz.

Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz?

Incoming search terms for the article:

Napoli & 101

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
NSB Martos Napoli, şu an Serie A’nın en kıvranan takımı kuşkusuz. Bizim Te-Be-Fe, utana sıkıla verdiği cezaları geri alıp, puanları iadeli taahhütlü silerken, futbol takımlarının devlete borçları deniz seviyesinde, sabit sıcaklıkta buharlaşırken, İtalyanlar vergi borcunu geç ödeyen Napoli’nin gözünün yaşına bakmadı ve 8 puanını sildi. “Puanını” demek aslında doğru mu, pek değil, zira bu güney takımının geride kalan 13 haftada henüz galibiyeti yok. Olacak gibi de gözükmüyor. Sezon boyunca değişik oyuncular denediler, getirdiler, gönderdiler, bir işe yaramadı. Bunların arasında Damon Jones, Travis Best, Robert “Tractor” Traylor gibi eski NBA oyuncuları da var.

Buraya kadar sıradışı bir durum yok elbet, herhangi bir takım sporunun herhangi bir liginde mutlaka bir sonuncu da olacaktır. Sıradışı olan Napoli’nin iki haftadır aldığı sonuçlar. Önce geçen hafta fena bir skor aldılar evlerinde, Palabarbuto’da. Biella‘ya 70 sayı farkla, 124-54 yenildiler. Bu haftaysa deplasmanda, Lottomatica Roma‘ya 138-37 kaybettiler, tam 101 farkla. Maçı gözünüzde daha iyi canlandırmanız için bazı rakamlar yardımcı olabilir. Napoli maç boyunca 61 şut denemiş, Roma ise 63 basket atmış. Yani kabaca, Napoli attığı bütün şutları sokmuş olsa idi bile, maçı kaybedecekti. Napoli’nin 17 ribaundu var maçta ki, Roma’nın sadece hücum ribaundu sayısına nerdeyse eşit.

Nasıl oldu peki bu? 2 hafta önce Teramo‘daki 11. mağlubiyetten sonra Christmas tatiliyle beraber yukarıda bahsettiğim 3 NBA dinazorunun yanında, Bonora ve Skele gibi kendi ülkelerinde milli olmuş oyuncular takımdan ayrıldı. 0-11′lik bir sezon sponsorların iştahını kaçırmıştı ve ödemeler de aksamaya başladı, mali sorunlar başladı, vergiler ve maaşlar ödenemedi. Yabancı gelen bir durum değil. 2 oyuncu dışında U19 takımıyla oynamaya başladılar.

Yakın bir zamana kadar Napoli, bir Euroleague şehriydi. Yazıya konu olan takım aslında Rieti. Lazio bölgesinde, 1980′de Koraç Kupası’nı kazanmış bir takım. Bu yaz Rieti’den Napoli’ye taşıdılar takımı, görüldüğü üzere iyi gitmiyor işler yeni şehirlerinde. Fenerbahçe‘yle aynı grupta Euroleague oynayan şehrin asıl takımı Basket Napoli ise, futbolun çok açık arayla birinci spor olduğu bu kült şehirde, para meseleleri yüzünden küme düşürüldü ve en alt ligden tekrar başladı.

Napoli’nin büyükleri elbette bu işe bir el atacaktır, bir Türk mantığıyla ancak böyle bağlayabilirim. Ligin bitmesine çok uzun süre var, diğer takımlar Roma ve Biella kadar 18 yaşında çocuklara rekor fark atmaya meraklı olurlar mı bilmiyorum ama bu işin böyle gitmemesi gerektiği de ortada. Fark konusunda rakiplerin tutumu muhabbetine hiç girmeyeceğim, herkesin farklı spor disiplini ve terbiyesi vardır, zevk & renk işidir nihayetinde ama dediğim gibi hali ortada olan bu çocuklara karşı da böyle skorlara abanmak, 31 çekmekten başka birşey değildir.

Bu arada bütün bu olan-bitenin arasından bir Damon Jones çıkması da beni hiç şaşırtmadı, söylemesem olmaz.

Google Maç Yayını
TURKCELL SÜPER LİG'İN TÜM YAYIN HAKLARI (DİGİTURK) DIGITAL PLATFORM ILETIŞIM HİZMETLERİ A.Ş YE AİTTİR,
BU SİTE DE LİGTV YAYINI  VEYA BAŞKA BİR KURULUŞUN YAYINLARI YAPILMAMAKTADIR. SADECE BİLGİ PAYLAŞIMI YAPILMAKTADIR.
BURADAKİ TÜM BİLGİLER (YAZILAR, RESİMLER) KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANMAKTADIR.