basketi değil traşı bırak ayvi

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin


bildiğimiz şımarık cazgır halinin sevimli kırışıklıkları arasına saklı melodramatik velet ortaya çıkmış ve o veda mesajıyla kendisine düşleyebildiği gibi bir cenaze töreni dillendirmiş. şu güne dair hesaba katmadığı; halen canlı hattâ peksklemediği yaşına göre çakı gibi olduğu… sonraki günlere dair de, kendiyle meşgul akılcığına gelmemiş olan bir gerçek var: basketbol oynamadan duramayacağı. bu kadar senede gösterdiği, yapabildiği en iyi işin basketbol oynamak olduğu. tavşan gibi üremeyi ve pleysteyşın oynamayı işten saymazsak, tek de denebilir. meziyetleri arasında kelimeleri özenle birleştirmek yok; (konuşa)bildiği dilde hazırlanmamış üstelik her cümlesi ayrı çeşit palavra ve klişeden ibaret veda metnini müsâmere provasındaki bir haylazın şiir okuması gibi mırıldanırken, ayvi sanki revaçtaki pembediziye konuk oyuncu gitmiş de tevede rol kesiyormuş gibi seyrettim. gözler doldu filan… aman ne trajedi. vircinya lisesi tiyatro kolu: ayvırsın eez hamlet…

-teşekkürler azizler, börd cordın kerim ve adını aklımda tutabilemediklerim -evet ya ben de onlardan biriyim. yaptım elimden geleni, ilâhlar daha durayım istemedi. haydi ben ölüyorum hakkınızı helâl edin. ha bir de ribaka teşekkürler. bi de ıııı, neydi lan, hıh soniyle kentakifraytçikın. ve hemptındaki barnimarketten ceysın dayı; üstümde çok emeği vardır. neyse uzatmayayım, artık basket bana haram. sesleriniz ebediyen böğrümde yankılanacak, kokunuzu hatırladıkça tadınız genzime gelecek. hastalavista. (org greytıstlavofol çalmaya başlar, rihanna şarkıya girer, perde iner – üstünde starbaks reklamı vardır. şekspir in şok! dağılın.)

belki gelecekte bir gün basketbola gerçek vedasını kendi kelimeleriyle eder. o zamana kadar da biyerlerde belki avrupa’da basketbol oynar herhalde. okyanusun bu tarafında kaprisleri birkaç sene hoşgörülecek kadar efsanevî bir şöhrete sahip. yiyip bitirecek tek o kaldı zaten. hem karıya çoluğa çocuğa çeteye yeni teveye para lâzım. yunanistan? italya, ispanya? rusya? fener?!. ihehe. ne, siksırs mı ilgileniyormuş? al sana! aklıma takıldı; şimdi bu herif diyelim üç gün sonra bir takımla anlaşıp oynamaya başladığında, bu bir kambek olarak mı değerlendirilecek?

olen ayvırsın, bizamannar ceymsdin gibiydin, ölmedin.

Incoming search terms for the article:

Kısfmet

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

“The building was cold.”

—G Gilbert Arenas, when asked why he played so poorly against the Pistons.

Nostalji 10 – Vlade Divac

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin





Incoming search terms for the article:

Z-Pac

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
“Yeah man. You know Tupac? I’m Z-Pac!” (Evet adamım. Tupac’ı bilir misin? Ben de Z-Pac’ım!)
Zaza Pachulia; “Yani senin kendi rap şarkın mı vardı?” diyen Lang Whitaker’a cevap verirken.

Nothing Easy Zaza Gürcüce rap şarkısında vokal yapmış vakt-i zamanında, ilgilenenlere. Zaza dakikalar biri gösterdiğinde sahneye çıkıyor diyor Lang Whitaker.

Lang Whitaker’ın yazısı için aşağıdaki linke akabilirsiniz
http://www.slamonline.com/online/blogs/the-links/2009/12/links-zaza-pachulia-or-z-pac/

Deliksiz

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
Hikayeyi mark paylaştı. Tembellik yapmış, sizle paylaşmamış. Kevin Arnovitz’in kaleminden aktarıyorum.

Celtics yedeklerinden Giddens için iyi bir dış şutör denemez. Zaten kariyeri boyunca sahada kaldığı 54 dakika boyunca da, sadece tek bir üç sayı denemesi var. Ama ligde ikinci yılını geçiren skorer gard kendini geliştirmeye çalışıyor, tabi takım arkadaşı efsane şutör Ray Allen da bu arada ona takılmayı ihmal etmiyor.

Chicago maçından önce, bu sabah United Center’da şut antremanı yaparken Giddens, Ray Allen geldi ve bench’in hemen arkasında oturup onu izlemeye başladı. Giddens, doğuştan bir şutör değil, şutunu çıkarırkenbiraz arkaya düşüyor ama bu sabah düzgün atıyordu. Allen’ın önünde 3 tane üstüste üçlük soktu.

Ama bu Allen için yeterli değildi.

“Çembere değdirdin.” dedi Allen, Giddens üçüncüyü soktuktan sonra. Giddens dönüp Allen’a baktı. Bozulmamıştı, daha çok babasını memnun etmeye çalışan istekli bir çocuk gibi bakıyordu.

Allen gülerek, “Şutun çembere değiyorsa, ne biçim bir şutörsün sen?” dedi.

Sonra kenarda oturduğu rahat koltuktan kalktı ve 25 feet’ten şutunu attı. 14 yıllık kariyeri boyunca 2000′den fazla üç sayı isabeti bulunan Allen’ın şutu deliksiz girdi. Sakin bir şekilde yerine geri döndü, Giddens da çalışmaya devam etti.

Olağan Şüpheliler

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Letonya tarihinin en yetenekli kadrosu olarak nitelendiriliyorlardı. Öyle ki, 2001′de ezeli rakipleri Litvanya’ya Ankara’da fark atıp çeyrek finale kalan takımdan bile daha iyi bir kadroydu bu oyuncu bazında bakarsak. Bagatskis ve Stelmahers yoktu belki ama, oyunu olgunlaşmış bir Valters’le birklikte Skele, Blums, Berzins gibi yetenekli oyuncularla dolu kadroya bir de NBA çapında bile elit bir uzun olarak kendini kanıtlamış Andris Biedrins’in eklendiğini düşünürsek Letonya Federasyonu’nun bu kadrodan iyi dereceler beklemesi çok da abartılı bir istek değildi. Burada di-li geçmiş zaman kullanmamın bir sebebi var tabi. Zaten yazının konusu da bu olacak. Medyanın çeşitli organlarında bu kadroya neler olduğuyla ilgili bazı şeyler okumuşsunuzdur muhakkak. Bu yazılanları biraz daha netleştirmeye çalışacağım hazır yerel basını takip etme şansım varken.

Kadronun ilk çürük elması Kaspars Kambala oldu. 2001′de muhteşem oynayan ve geleceği çok parlak görünen bu sevimsiz dev adamın 2007′de kokain kullanmaktan ceza alması pek de şaşırtmadı kimseyi. Letonya insanı biraz gariptir. Sovyet dönemini yaşayan bu jenerasyonun çoğunun babadan fakir olması, onların paraya olan bakış açılarını farklılaştırmıştır muhakkak. Buna görmemişlik, öküzlük, vs diyebilirsiniz. Ama Letonyalı oyuncuların hemen hepsine görülen disiplin problemini en iyi bu şekilde açıklayabiliriz. Litvanya da aynı dönemlerden geçmiştir, ancak onların basketbol kültürü ve oyuna olan saygısı bambaşkadır. Bu sebeple oyuncularda ciddi bir disiplin anlayışı olmasa da basketbol oynarken bu yönlerini gizlerler. Oysa Letonya’da birinci spor hokeydir. Basketbolcuların bir çoğu için para ön plandadır ve yoksulluk içinde yaşadıkları dönemlerden sonra bir anda ciddi paralar kazanmaya başlayan bu gençlerin bu durumu çok hazzedemeyip, işi makaraya vurmaları çok da garip değildir. Neyse Kambala bir süre boksla da uğraştıktan sonra basketbola geri döndü ve 2009 kadrosunda kendine yer buldu.

Turnuvadan sonra ise Kristaps Valters üç sene, Armands Skele iki sene milli takımdan uzaklaştırılma cezası alırlarken, Efes Cup’ın ardından takımdan atılan Kaspars Berzins ile birlikte Kaspars Kambala ve Andris Biedrins de en ufak bir disiplinsizliklerinde uygulamaya konulacak bir senelik şartlı uzaklaştırma aldılar. Peki neydi bu adamların sorunu? Berzins’ten başlayalım isterseniz.


Kaspars Berzins şu ana kadarki kariyeri boyunca hep müthiş umutlar vadeden bir oyuncu olmuştur. Ama kendisiyle çalışan tüm koçların ortak görüşü Berzins’in oyun zekasının çok düşük olduğu, hatta genel olarak da zeka seviyesinin tahammül boyutlarını zorlayacak düzeyde olduğu şeklindedir. Yine de üstün fiziği ve yetenekleriyle ile NBA yaz liginde Suns kadrosunda kendine bir yer bulmayı başardı. Yaz liginin ardından da Eurobasket’e hazırlanan milli takım kafilesine katıldı. İşte olaylar orada başladı. (2002′de Almanya’da süpermarketten bir şeyler çalarken yakalanan bir adamdan bahsettiğimizi unutmayalım) Kamp sırasında antremana geç gelmek, sakatlık numarası yapmak, kaldığı otellerde arıza çıkarmak gibi sayısız vukuatının ardından Efes Cup’ın son maçında Almanya karşısına sakatlığını bahane ederek çıkmadı. Oysa aynı günün akşamında kendisi çılgın bir partide dans ederken yakalanınca kadrodan çıkarıldı ve Letonya, henüz şampiyona başlamadan çok önemli bir uzununu kaybetmiş oldu.

Az önce yazdığım otelde arıza çıkarmak lafına dikkatleri çekmek istiyorum. Bu Berzins’in tek başına yaptığı bir şey değil ve burada ceza alan diğer isimler de devreye giriyor. Medyaya mümkün olduğu kadar az yansıyan bu hadise Efes World Cup sırasında Letonya’lı oyuncuların Ankara’da kaldıkları otelde gerçekleşiyor. Alkol olayını abartan bir grup (net olarak kimler olduğu Letonya basınında yer almasa da verilen cezalar ipucu oluşturacaktır) tüm odayı kırıp dökerler. Bununla yetinmeyip odada ateş yakarak etrafında dans ederler. Ve duş başlığının içine bok koyarak(evet bildiğin bok) arkadaşlarına şaka yapma girişiminde bulunurlar. Bu şakanın kurbanı veya fikir babası kim bilemiyorum. Aslında bu olayların gerçekliği de sorgulanabilir. Resmi açıklamada söylenen otelde rahatsızlık verdikleri için otelden atıldıkları şeklinde. Rahatsızlığın detayını magazin dergilerinden öğrendim, o bakımdan haberden çok söylenti demek doğru olacaktır buna.

Berzins ilk anda seçilen bir kurbandı ve kadrodan çıkarıldı, fakat olaya karışan Kambala, Valters, Biedrins ve Skele de o anda kadro dışı bırakılsaydı Avrupa Şampiyonası’ndaki sonuç facia olacağından kendilerine bir şans daha verildi. Turnuvada da hiçbir şey oynamayan ekip yalnızca 13. oldu ve federasyon tarafından bu derece yetersiz olarak görüldü ve vukuatlı oyuncuların takımdan uzaklaştırılmasına karar verildi. En ağır cezayı alan Valters’e göz atalım biraz da.

Kendisini izlemiş olan süphesiz ki yeteneklerinden haberdardır. Saha görüşü, top hakimiyeti, dış şut gibi bir oyun kurucuda bulunması gereken her özelliğe sahip olan Valters, sevgili Sedat Koç’un benzetmesiyle iyice Pozecco gibi oynamaya başlamıştı. Ama tabi bunu iyi anlamda söylemiyorum, sıkça cıvıttığı ve gereksiz top kayıplarıyla takıma zarar verdiğini vurgulamak için söylüyorum. Babasının da torpiliyle (Valdis Valters, bir zamanların efsane Sovyet oyuncusu) takım içinde oldukça rahat hareket eden ve koçu pek takmayan bir arkadaş kendisi. Hatta yine bir söylentiye göre bir antremanda herkesin önünde takımın eski koçlarından Igors Miglinieks’e siktir çekmiştir. Son koçuyla arası pek iyi değildi zira. Birçok kez koçunun kenardan işaret ettiği setleri uygulamak yerine kafasına göre işler yapan Valters’in kendisine aşırı güvenmesi ve bu sayede takıma ve takım arkadaşlarına zarar vermesi de aldığı üç senelik cezada önemli etken olmuştur muhakkak. Sabah antremanlarının hemen hemen tamamına akşamdan kalma bir vaziyette katılması da aynı şekilde. Bu sene transfer olduğu Joventut’ta iyi bir sezon geçirdiğini, 10.1 sayıyla takımın üçüncü skoreri ve 5.4 asistle tüm ACB’nin ikinci asistçisi olduğunu hatırlatalım.

Sıra geldi dördüncü şüphelimiz Armands Skele’ye. Barons LMT takımının yıldızı Skele burada bir prens muamelesi görmektedir. Oysa bu aşırı ilgi onun hakettiği bir şey değildir. Ülkede çoğu insan Skele’yi basketboluyla değil de magazin haberlerinden, paparazzilerden, club maceralarından tanırlar. Hatta kendisine takılmış olan Esītis lakabı vardır ki, sürekli gittiği Essential isimli club’ın kısaltılmış ismidir bu aynı zamanda. Basketbol sahasında da aşırı gayri ciddi olduğu ve diğer takım arkadaşları gibi alkolü çok sevdiği söylenir. Otel vakasında en çok cezayı alanlardan biri olmasının sebebi geçmiş vukuatlarıyla ilgilidir tabi ki. Yoksa antremanlara sarhoş gelmek dışında son dönemde takıma verdiği ciddi bir zarar yoktur. Aslında ılımlı bir karaktere sahip olduğu da söylenebilir keza ceza aldıktan sonra federasyona bir yazı göndererek verilen cezanın haklı olduğunu ve bundan sonra davranışlarına çeki düzen vereceğini ifade etmiştir. Çok inandırıcı olmasa da en azından efendi bir şekilde yaklaşmıştır olaya. Oysa Valters, kendisine kasıtlı olarak haksızlık yapıldığını iddia ederek federasyonu dava edeceğini söylemişti.

Yakından tanıdığımız, sevdiğimiz Biedrins de Letonya’ya geldiği zaman NBA’dekinden farklı bir profil çiziyor. Eğer milli takım kampındaki davranış stilini bir şekilde NBA’e taşırsa, oradaki ömrü uzun sürmeyecektir. Aşırı alkol kullanımı, antremanlardaki ciddiyetsizliği sebebiyle aldığı cezanın dışında yanında gezdirdiği sarışın kızlarla da Letonya paparazzisinin favori isimlerinden biri olmuştur her zaman için. Bu kızlardan bir tanesi, yine bu takımın nasıl bir hâlde olduğunun güzel bir işaretidir aslında. Bahsettiğimiz bayan Katrina Valters. Soyadı tanıdık gelmiştir.

Bir başka milli takım oyuncusu olan Sandis Valters aynı zamanda Kristaps Valters’in kardeşi. Yanında gördüğümüz bu güzel kızla bir süre evli kaldıktan sonra boşanırlar. Buraya kadar bir problem yok. Ancak daha sonra Katrina, milli takımın bir başka oyuncusu Andris Biedrins’le görüntülenmeye başlar. Bu nasıl takım arkadaşlığı deyip Biedrins’e mi kızsak, para avcılığını abartıp tüm takımı sıradan geçirmeye kalkan sarışına mı yüklensek bilemiyorum. Kesin olan bir şey varsa, o da ortada ciddi bir çarpıklık olduğudur. Bir Çanakkale Biga’dan, bir de Riga’dan adam çıkmaz dememişler boşuna.

Asıl ironik olan bu kadronun şampiyona öncesindeki sloganının “Now or Never” olması. Never seçeneğini işaretleyeceğiz herhalde, öyle gözüküyor.

Bilgilendirici not: Oyuncuların ismini kendi dilinde telaffuz etmeye meraklı olanlara yardımcı olayım biraz. Biedrins’i okurken sondaki s’yi ş diye telafuz etmemiz gerekiyor. Berzins de aynı şekilde. Skele, Şçeele şeklinde okunuyor.

Teşekkür notu: Tüm bu bilgileri toplamamda yaptığı araştırmalar ve çevirilerle müthiş bir katkısı olan sevgili Santa Avisane’ye teşekkürü borç biliyorum.

Incoming search terms for the article:

Do It Aziz!

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin


Şu an 2009 Draft’ı hakkında kesin olan birşey varsa, o da en fazla konuşulan oyuncunun Blake Griffin değil, Ricky Rubio olduğu, muhtemelen. Dolayısıyla da gündem Rubio’nun seneye nerede oynayacağı.
Rubio, Minnesota’nın seçimlerini tanıttığı basın toplantısına katılmadı. Daha önce de şehir için ne düşünüldüğü sorulduğunda “too cold!” demişti. Herşeyden öte, Minnesota bile Rubio’nun geleceğini tahmin etmedi ki, bir sonraki seçimiyle draftın aynı pozisyondaki en iyi ikinci adamı Flynn’i aldı. Knicks’te oynamak istediği her yerde yazıyor, Knicks GM’i Walsh da (ki Wolves’un yeni GM’i Kahn’la Indiana’da beraber çalışmışlardı), Rubio’yu istediklerini belli etti. Hiçbiri olmaması halinde Rubio, büyük ihtimalle, zaten NBA takımlarının karşılayamacağı (bilmeyene memo: NBA takımları, bir oyuncu için maksimum 500.000 $ bonservis ödeyebilir.) bir bonservis problemi yaşadığı kulübü Badalona’ya geri dönecek.
Bu dedikodu trafiğinde NY Post kaynaklı bir haber düştü bugün ve habere göre Rubio’nun Avrupa’da kalma ihtimaline karşı, Real Madrid ve bir Türk takımı da Rubio’yla ilgileniyormuş. Şu an Rubio’yu temsil eden menajerlik şirketiyle çalışan, Knicks’in eski Avrupa scout’larından Tom Shea’ya göre yarın bir Türk takımından resmi bir teklif gelmesi bekleniyormuş.
Ciddiyse Mr. Shea, bu paraları verebilecek tek takım, kaçan şampiyonluğun da hırsıyla Fenerbahçe. Efes diyenler de olabilir ama bu kesinlikle Efes tarzı bir transfer olmaz. Topuz’u Kayseri’den uçağa atıp jipine bindiren Aziz Yıldırım, Rubio’ya da aynı tarifeyi yapar, draft şapkası yerine malum şapkayı taktırır mı? Aman beyler, yukarıdaki resimler makara amaçlıdır, gülün, eğlenin diye Gürkan’ın ellerinden çıktı, gözünüzü seveyim, bunlar feyk! Fotoşop’çu Türk spor medyasına da ibret olsun, forma böyle giydirilir. “Bitirim İspanyol Fener’de!” diye yarın sabah çıkarsa da artık bu resimler sağda solda, eğleniriz biraz en azından.
Yanlız yakışmış forma ha.

50 Cent Gençlerbirliği

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Brandon Jennings renkli herif. Genelde draft gecesi çaylaklarda gördüğümüz, dersleri en önde takip eden, saygılı, kız verilecek imajla zerre alakası yok. Daha çok gangsta dedikleri tiplere benzeyen, çenesi düşük bir fırlama. Daha önce bir workout sonrası Rubio’nun overrated olduğunu söyleyip, mesaiye erken girmişti. Sonra draft’taki bombası geldi, 10. sıradan Milwaukee onu seçtiğinde, Jennings’in MSG’da olmadığı söylendi. Paşa, garanti alamadığı için gelmemişti. Seçildikten sonra apar topar geldi ve 3-4 sıra gecikmeli de olsa şapkasını takıp, röportajını verdi. Gördüğünüz gibi biraz mallık var. IRsi olabilir, keza Jennings, potansiyeli yüksek olarak gösterilmesine rağmen kolej kariyeri sırasında bir hırsızlık olayına karışan ve lige geldiğinden beri top oynamayan Marcus Williams’ın kuzeni. Ayrıvca jennings’in liseden sonra kolej yerine Avrupa’ya gelmesinin asılk sebebi, Arizona’ya girebilmesi için gereken sınavı defalarca verememesi. Kendi dediği gibi bir tercih meselesi değil yani tam olarak.

Mallıkların gerisi de gelir derken, bir insider daha geldi Jennings hakkında. Jennings, NY’lu rap’çi Joe Budden ile (ne ara oldular bilmiyorum, bu adamların kankalık evresi oldukça hızlı, Hakan Altun ve Beşiktaş’lı futbolcular gibi diyelim.) takılıyor. Budden’ın da, bu aralar ABD’deki birçok ünlünün olduğu gibi, online video, mesajlaşma, twitter vs merağı var. Draft’tan sonra bu stream’lerden birinde, Jennings’le olan telefon konuşması yayınlanmış, tabi kısa bir süre sonra internetten kaldırılmış video ama konuşmanın dökümü var. Aşağıya paste ediyorum, 468 kez “n word” lafı geçen konuşmayı.

Milwaukee’de geçireceği gelecek sezon için…

Budden: You better worry about Ramon Sessions, diggin’ in your a**, pause.
Jennings: He’s not going to be here. [inaudible] That money is going to Charlie.
Budden: N****, Ramon Sessions is gonna be there.
Jennings: I doubt it.
Budden: They ain’t go no other guards.
Jennings: Ridnour.
Budden: N****, get that bum-a** n**** outta here.
Jennings: He’s going to be a backup.
Budden: To who?
Jennings: To who? Who else n****?

Draft gecesi için…

Budden: Who was hatin’ on you?
Jennings: Jay Bilas.
Budden: What happened? You ran in the draft late or some dumb s*** like a loser?
Jennings: No, I was at the hotel. This is what happened right. My agent is like “Well, we ain’t hear nothing .We ain’t have no guarantee.” So we makin’ phone calls and s*** and n***** is saying like “The workouts is great and everything and he’s the best point guard but we don’t know yet, we just don’t know.”
Budden: They didn’t say that about Rick Rubio, number one, and number two they didn’t say you the best point guard. They said your jump shot is shaky, you got some potential, but your work ethic is bull****. You averaged 3 points.
Jennings: You’re a liar. I know you’re lying now.
Budden: I’m just telling you what they said.
Jennings: That ain’t nothing but a college person.
Budden: Just tell me what happened. You end up running in the draft? I tunred it off after that. Jennings: No, n****, I came out there and made my appearance n**** and I had the best appearance out of all them n******. And I was the best dressed, they said, by the way. I was the best dressed.

Gelecek sezon ilk 5 olup, olmayacağı hakkında…

Budden: You think you gonna start for real though?
Jennings: I don’t know, actually, I really don’t know.
Budden: I heard that n**** Scott Skiles is an a**h***.
Jennings: That n**** tough, that n**** tough though. There must be a reason he liked me. There must be a reason.

Rubio ve Knicks hakkında…

Budden: Let me know when Minnesota get there. So I can watch Rubio light your f****** a** up. I never seen a n**** hate on Rubio so much.
Jennings: [inaudible]
Budden: You know what’s funny? You’re the only guard in the draft talking s*** about Rubio.
Jennings: The other n***** are scared.
Budden: What are you going to do when Rubio comes to the Knicks?
Jennings: Rubio is not coming, they are not giving up Rubio. You got Jordan Hill, you happy with that?
Budden: I don’t really know enough about Jordan Hill to be happy … I’m happy with Toney Douglas.
Jennings: I know they were booing this n****.
Budden: What does that mean? They boo everybody n****.
Jennings: If it was Stpehen Curry, them n***** would’ve went crazy in there.
Budden: Shut the f*** up, you don’t even know nothing about New York basketball.
Jennings: F*** the Knicks, them n***** skipped out on me.
Budden: Oh man, you feel to the Knicks like I do about Jay-Z? [Laughs] Yo, the Knicks is your Jay-Z?
Jennings: F*** the Knicks, them n***** is always going to be weak.
Budden: This is where I f****** hang up on your f****** ass for talking stupid.
Jennings: Duhon ain’t gonna get it done.

Tabi bu kayıtın Jennings’e ait olup olmadığı kesin değil, yalanlama gelir muhtemelen. Ya da Batuhan Karadeniz gibi havuzda bir röportaj verir gülerek, önüne geçemedik o olayın diye kıkırdar. Herkese hayırlı olsun, NBA bir dallama daha kazandı.

Normal mi, elma dilim mi?

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin

Görüntü pazar gecesi oynanan Oklahoma City – Cleveland maçından. James, fast break başında önce kısa bir kasap havası yapıyor, hücumun sonunda çocuğun patateslerini götürüyor.

Birdman

Kategori: Genel yaziyi gonderen: admin
Rebel Ink dergisi için yapılan fotoğraf çekimleri
Nereden aşırıldı (ve diğer fotolar) : Nick Saglimbeni

Incoming search terms for the article:

Google Maç Yayını
TURKCELL SÜPER LİG'İN TÜM YAYIN HAKLARI (DİGİTURK) DIGITAL PLATFORM ILETIŞIM HİZMETLERİ A.Ş YE AİTTİR,
BU SİTE DE LİGTV YAYINI  VEYA BAŞKA BİR KURULUŞUN YAYINLARI YAPILMAMAKTADIR. SADECE BİLGİ PAYLAŞIMI YAPILMAKTADIR.
BURADAKİ TÜM BİLGİLER (YAZILAR, RESİMLER) KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANMAKTADIR.